Mareşal Fevzi Çakmak ''Kurtuluş Savaşı'nın'' büyük komutanlarından ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularındandır. Cumhuriyet ilanının ardından Atatürk'ten sonra tek ''Mareşal'' rütbesine ulaşan komutandır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin İsmet İnönü'den sonraki 2. Genelkurmay başkanıdır. 1876 yılında İstanbul'da doğmuştur. Asker bir ailenin çocuğudur. Babası , Miralay Sırrı Bey'di. Çakmakoğulları'ndan Sırrı Bey'in üç oğlu da onun gibi asker olarak ülkeye hizmet etti. Fevzi Çakmak'ın diğer iki kardeşi savaşırken şehit olmuştur.
Askeri Rüştiye ve Kuleli Lisesini bitirdikten sonra Pangaltı Harbiyesinden 1895'de mezun oldu. 1898'de gösterdiği başarılardan dolayı ''Kurmay Yüzbaşı'' rütbesini aldı. Tabiki Yüzbaşı Fevzi Bey , maraşel rütbesine ulaşana kadar orduya pek çok bölümde hizmet verdi bunlardan bazıları; Makedonya, Kosova, Varda, Çanakkale, Kafkasya, Filistin, İnönü, Dumlupınar, Sakarya'da kahramanca savaştı. Erkan-ı Harbiye Reisliğinde (Genel Kurmay Başkanlığı) görevinde bulundu, Harbiye Nazırlığı'nda (Milli Savunma Bakanlığı), Kurtuluş Savaşı döneminde Milli Müdafaa Vekili ve Erkan-ı Harbiyye-i Umumiye Reisi olarak en sonunda Türkiye Cumhuriyet Ordusu'nun Genel Kurmay Başkanı oldu.
Fevzi Çakmak Balkanlar'da geçen sekiz yılının ardından albaylığa yükseldi ancak albay olmasında saray torpili olduğu konusunda dedikodular yayılınca Osmanlı Ordusu'nun rütbeleri düzenleyen komisyonu tarafından iki yıldızı alındı. Fevzi Bey bu durumu olgunlukla karşıladı onun için kendisinin de ilerde söyleyeceği gibi ''Önemli Olan Kişisel Başarı Değil Ordunun Başarısıydı.'' Bu olayın üstünden kısa süre sonra yükselmeye devam eden Fevzi Bey 1910'da tekrar albaylığa yükseldi. Fevzi Bey birinci dünya savaşının başlamasıyla emri altında olan kolordu ile Kerevizdere ve Kanlıdere'de Çanakkele'nin savunulmasında önemli rol oynadı. Bu sırada Mustafa Kemal'in rahatsızlanması sonucu Kolordu Komutanlığı ve Anafartalar Grup Kumandan Vekili oldu. Çanakkale Cephesinden sonra Fevzi Bey'in İkinci Kafkas Kolordu Kumandanlığına tayini çıktı. Suriye'de görev yaptığı sürede ''Korgeneral'' rütbesine terfi etti. Mondros Antlaşması ile İstanbul'a döndü burada bir süre Erkan-ı Harbiye Reisliği görevinde bulundu ardından Harbiye Nazırlığı görevini başarı ile yaparken İstanbul'un işgal edilmesi üzerine istifa etti.
Harbiye Nazırı olduğu dönemde milli mücadeleye destek vermeye başlamış İstanbul'dan Ankara'ya cephane ve insan yardımında bulunmuştur. İngilizler kendisinden şüphelenmiş olacaklar ki azledilmesini bizzat padişahtan istemişlerdir. Paris Barış Konferansı'na karşı çıkmış her zaman vatanın tam bağımsızlığından yana olmuştur.
İstanbul işgal edildikten sonra Fevzi Bey Ankara'ya gitmek ve milli mücadeleye katılmak üzere karar almıştı bu kararı tahmin eden işgal güçleri gideceği yollarda isyanlar çıkararak onu durdurmaya kalksa da başarı sağlayamamışlardır. Fevzi Bey Ankara'ya geldiğinde kendisini Mustafa Kemal törenle karşılamıştır, ayağının tozuyla Ankara Hükümetinin bulunduğu meclise gidip İstanbul hakkındaki bilgileri vekillere vermiştir. Kısa sürede Ankara Hükümeti'nin Milli Müdafaa Vekilliği görevini üstlendi. İnönü zaferinin kazanılmasının ardından ''Orgeneral'' rütbesine terfi etti ve Erkan-ı Harbiye Reis Vekili oldu 30 Ağustos'da büyük zaferin kazanılmasının ardından Mustafa Kemal Mecliste kendisini Mareşal rütbesine terfi ettirmiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde Türkiye'nin savaşa girmesini istememesine rağmen orduyu savaşa hazırlamıştır. 12 Ocak 1944'de yaş sınırından emekli olmak zorunda kalmıştı onun için çok önemli olan askerliği ve cepheden cepheye koşturduğu üniformasını bırakmak tabiki kolay olmadı ve bunu içine sindiremedi. İsmen İnönü kendisine siyasete girmesini önerdi ancak o bu öneriyi kabul etmedi. Bir süre sonra siyasete katılan Fevzi Paşa Cumhuriyet Halk Fırkasına olan kırgınlığı nedeniyle (kendisine zamanında millet vekilliği ile askerlik arasında bir seçim yaptırmak zorunda bıraktıkları için) Demokrat Partiden bağımsız milletvekili adayı olarak İstanbul Milletvekilliğine seçildi. Partinin ileri gelenleri ile yaşadığı fikir ayrılıkları sonucu partiden ayrıldı. Millet partisinin kurulmasında öncülük etti ve partinin fahri başkanı oldu. Büyük komutan Fevzi Çakmak 10 Nisan 1950 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Milli yas ilan etmediği için Cumhuriyet Halk Partisine çok fazla tepki gösterildi. Beyazıt Cami'nde kılınan cenaze namazının ardından eşi benzeri görülmemiş bir halk ve öğrenci kalabalığı içinde naaşı Eyüp Sultan Kabristanında toprağa verildi. Tinin şad otağın uçmağ olsun büyük komutan bu ülke sana minnettardır.
Sosyal Medya