Türk Mitolojisinde Kötülüğün ve Yeraltının Efendisi: Erlik Han
Türk mitolojisinin aydınlık yüzü olan Gök Tanrı, Kayra Han ve Ülgen’den bahsettikten sonra, şimdi dengenin diğer tarafındaki isimden bahsedelim. Işığın olduğu yerde mutlaka gölge de vardır. Eski Türk inancında bu gölgenin en koyu, en acımasız ve en kudretli hali Erlik Han'dır.
Peki, Erlik Han sadece "kötü" bir iblis miydi, yoksa evrensel dengenin vazgeçilmez bir parçası mı? Şimdi, yeraltı dünyasının (Alt Dünya) altıncı veya dokuzuncu katında, demir bir sarayda oturan bu karanlık efendiyi yakından tanıyalım.
Erlik Han Kimdir? Yaratılıştaki Rolü ve Sürgünü
Türk Yaratılış Destanlarına göre Erlik, aslında evrenin başlangıcında Ülgen (veya Kayra Han) ile birlikte suyun üzerinde süzülen ilk varlıklardan biridir. Hatta bazı efsanelerde onun, yaratıcı kudretin ilk "yoldaşı" olduğu anlatılır. Ancak Erlik’in içinde büyüyen kibir, her şeyi değiştirir.
Erlik, yaratıcısından daha güçlü olmak, gökyüzünde kendi tahtını kurmak ve kendine ait bir halk yaratmak ister. Bu kibri ve isyanı yüzünden cezalandırılır ve ışığın, iyiliğin diyarı olan gökyüzünden sürgün edilir. Onun yeni mekanı, güneşin asla doğmadığı, karanlığın ve kasvetin hüküm sürdüğü Yeraltı Dünyası (Alt Dünya) olur.
Karanlığın Tasviri: Erlik Han Nasıl Görünürdü?
Şaman dualarında ve kadim destanlarda Erlik Han’ın görünümü son derece korkutucu ve heybetli detaylarla tasvir edilir:
Kara At ve Kara Boğa: Erlik Han, yeraltındaki krallığında genellikle kapkara bir ata veya öfkeli kara bir boğaya biner.Korkutucu Fiziksel Özellikler: Gözleri kanlı, saçları yılanlar gibi kıvrımlı ve kapkaradır. Omuzlarına kadar inen sakalları vardır.
Demir Kuşanmış Bir Savaşçı: Elinde kılıcı, kalkanı ve kara bir kamçısı bulunur. Nefesiyle fırtınalar koparabilir, hastalıkları ve felaketleri yeryüzüne salabilir.
Yeraltı Dünyası (Tamag) ve Erlik’in Krallığı
Eski Türk inancında yeraltı dünyası katmanlardan oluşur ve en diplerinde Erlik Han’ın kara çamurdan, demirden veya kara taştan yapılmış devasa sarayı yer alır. Bu dünya, günümüzdeki cehennem inancının mitolojik karşılığı olan Tamag (Cehennem) ile iç içedir.
Erlik Han bu karanlık diyarda yalnız değildir. Kötü ruhlar, yeraltı canavarları ve yeryüzünde kötülük yapıp cezalandırılan ruhlar onun emrindedir. Ayrıca Erlik Han'ın, insanlara hastalık, keder ve musibet getiren dokuz oğlu ve dokuz kızı olduğuna inanılırdı. Şamanlar (Kamlar), hastaları iyileştirmek veya kötü ruhları kovmak için yaptıkları ritüellerde zaman zaman Erlik Han'a veya onun çocuklarına adaklar sunarak onları yatıştırmak zorunda kalırlardı.
Saf Kötülük Mü, Yoksa Kozmik Dengenin Koruyucusu Mu?
Erlik Han’ı tek boyutlu bir "şeytan" figürü olarak düşünmek, Türk mitolojisini eksik anlamak olur. Tengricilik sisteminde evren, iyi ve kötünün bitmez tükenmez mücadelesi ve bu mücadelenin yarattığı "denge" üzerine kuruludur.
Erlik Han; insanlığı sınayan, onları güçlendiren, ahlaki kuralların ve törenin çiğnenmesi durumunda cezalandırıcı bir güç olarak ortaya çıkan kozmik bir zorunluluktur. Ölüm kavramı ve ruhların yeraltına göçü onun alanıdır. O olmadan Ülgen’in temsil ettiği iyiliğin, aydınlığın ve yaşamın değeri anlaşılamazdı. Erlik ve Ülgen, evrensel terazinin iki kefesidir.
Kısaca, atalarımız güneşe ve mavi göğe bakıp şükrederken, ayaklarının altındaki toprağın derinliklerinde yatan o karanlık kudreti de asla unutmadılar. Erlik Han, bize doğanın sadece bahar ve çiçeklerden ibaret olmadığını; kışın, karanlığın ve ölümün de yaşam çemberinin saygı duyulması gereken bir parçası olduğunu hatırlatır.
