Ortamlarda Satan Bilgiler #7

 

1. Romalılar Etek Giyerken, Türkler Ata Binmek İçin Pantolonu İcat Etmişti

Bugün dolabımızın vazgeçilmezi olan pantolonun bir "moda" değil, bir "mühendislik ve askeri zorunluluk" icadı olduğunu biliyor muydun? Antik Yunanlılar ve Romalılar togalar ve tunikler (bir nevi etek) giyerken, pantolon giymeyi "barbarlık" olarak görüyorlardı. Ancak uçsuz bucaksız Asya bozkırlarında gününün yarısını at sırtında geçiren göçebe Türk ve İskit (Saka) savaşçıları için etekle ata binmek hem pratik değildi hem de bacakları sürtünmeden dolayı yara yapıyordu. Tarihte bilinen en eski pantolon, yaklaşık 3.000 yıl önce Orta Asya'da (Tarım Havzası'ndaki Yanghai mezarlarında) at binen göçebe savaşçılara ait olarak bulunmuştur. Yani dünyayı pantolon giymeye mecbur bırakan şey, bozkırın atlı efendileridir.


2. Mete Han ve Tarihteki İlk "Vatan" Kavramı

Bir önceki yazıda Mete Han'ın babası Teoman'ı devirdiği o acımasız disiplininden bahsetmiştik. Ancak Mete Han'ın asıl büyüklüğü tarihte bilinen ilk "vatan toprağı" bilincini oluşturmasıdır. Komşu düşman kavim Tunguzlar (Donghu), Mete Han'ı kışkırtmak için önce onun en sevdiği atını isterler. Kurultay karşı çıksa da Mete Han, "Bir at için savaş çıkmaz" diyerek verir. Sonra eşini isterler, yine "Bir kadın için milletimi savaşa sokmam" diyerek verir. Tunguzlar bu sefer cesaretlenip, iki devlet arasındaki çorak, işe yaramaz, taşlık bir arazi parçasını isterler. Herkes "Atını ve eşini veren, o çorak toprağı haydi haydi verir" diye düşünürken Mete Han kılıcını çeker ve o tarihi sözü söyler: "At ve kadın benimdi verdim. Ancak o çorak toprak benim değil, milletimindir. Vatan toprağı satılmaz!" Ardından ordusuyla sefere çıkıp Tunguzları haritadan siler.


3. Koca Bir Boeing 747'yi Düşüren Şey: Cep Telefonlarındaki Lityum Piller

Havacılık mühendisliğinde "Termal Kaçak" (Thermal Runaway) denen korkutucu bir zincirleme reaksiyon vardır. 3 Eylül 2010'da Dubai'den kalkan UPS Havayolları'na ait 6 sefer sayılı devasa Boeing 747-400F kargo uçağının başına gelen tam olarak buydu. Uçağın kargo bölümünde, bugün telefonlarımızda ve bilgisayarlarımızda kullandığımız on binlerce lityum-iyon pil taşınıyordu. Pillerden biri üretim hatası veya sarsıntı yüzünden alev aldı. Bir lityum pil yandığında kendi oksijenini kendi üretir ve sıcaklığı anında 1000°C'ye falan çıkar. Bu ısı yandaki pili, o da diğerini tutuşturdu. Kargo bölümü saniyeler içinde dev bir cehenneme döndü, yangın söndürme sistemleri işe yaramadı, duman kokpite doldu ve dev uçak kalkışından kısa süre sonra yere çakıldı. O günden sonra yolcu uçaklarının kargo bölümünde toplu lityum pil taşınması tüm dünyada yasaklandı.


4. Rusya'nın Yüzölçümü, Plüton Gezegeninden Daha Büyüktür

Küçüklüğümüzden beri bize Güneş Sistemi'nin 9. gezegeni olarak öğretilen (sonradan cüce gezegen statüsüne düşürülen) Plüton'u kafamızda devasa bir gök cismi olarak canlandırırız. Ancak matematiğe vurduğumuzda işler çok garipleşir. Plüton'un toplam yüzey alanı yaklaşık 16.6 milyon kilometrekaredir. Dünya üzerindeki tek bir ülkenin, yani Rusya Federasyonu'nun yüzölçümü ise 17.1 milyon kilometrekaredir! Yani Rusya, uzaydaki koskoca (eski) bir gezegenden fiziksel olarak daha geniş bir alan kaplar.


5. Jüpiter ve Satürn'de Yağmur Yerine "Elmas" Yağar

Dünyada en nadir ve pahalı taşlardan biri olan elmas, Güneş Sistemi'nin dev gaz gezegenlerinde kelimenin tam anlamıyla gökten yağar. Jüpiter ve Satürn'ün atmosferlerinde devasa şimşek fırtınaları metan gazını parçalayarak karbon (kurum) haline getirir. Bu karbon parçaları gezegenin derinliklerine doğru düşmeye başlar. Düştükçe atmosferik basınç o kadar akıl almaz seviyelere çıkar ki, bu karbon parçaları önce grafite, daha derine indikçe de o devasa basınç altında sıkışarak saf elmasa dönüşür. Bilim insanları Satürn'e her yıl bin ton elmas yağdığını tahmin ediyor.